6 Mart 2013 Çarşamba

MERAK EDİLENLER

1. Yaşam Koçluğu Nedir?Danışanlar bir Yaşam Koçuyla bir hedefe ulaşmak, problemlerini çözmek veya kendi yaşamlarında bir değişiklik yapmak için çalışırlar.
2. Yaşam Koçluğu dünyada neden bu kadar hızlı yayılıyor?

Yaşam koçluğunun bu kadar popüler olmasının baslıca nedeni, artık insanların kendi istedikleri için  beklemeye tahammüllerinin olmaması.
3. Yaşam Koçluğu neden işe yarıyor?

Yaşam Koçluğu gerçekten çalışıyor, çünkü danışanların istedikleri değişiklikleri yapmak için ihtiyaç duydukları desteği alıyorlar.
4. İnsanlar neden bir Yaşam Koçuyla çalışırlar?

İnsanlar bir Yaşam Koçuyla bir değişiklik yapmak, bir hedefe ulaşmak, bir problemi çözmek ya da bir fırsattan yararlanmak için çalışırlar.

5. Yaşam Koçluğu ne kadar süredir var?
İş ortamındaki ilk modern Yaşam Koçluğu ilişkisi 1950-60 yıllarında ABD'de ortaya çıktı. Şirketleri ve yaşamlarıyla ilgili şahsi problemlerini gizlice ve güvenle tartışıp paylaşabilecek birilerini arayan  genel müdürler tarafından bir kenara çekilen endüstriyel psikologlar bu hizmet dalının ilk öncüleriydiler. Son yıllarda kişisel gelişim ve başarı insan haklarından bir haline gelirken bu iş dalı da yayıldı.

6. Yaşam Koçu ve müşterisi ilk önce çabalarını nerelere odaklarlar?
Bir çok yaşam koçu, müşterinin yaşam veya iş durumunu ve şu anki ihtiyaçlarını belirlemek için değerlendirme araçları kullanırlar. Ancak şart olmasa da, müşteri zaten neye ulaşmak, neyi çözmek istediğini bilir ve danışmanlık ilişkisi orada başlar.

7. Müşteri ne kadar zamanda sonuçları görmeyi umabilir?
Bazen bir-iki gün içerisinde! Yaklaşımları değişecektir, veya takıldıkları bir konuda çalışmaya başlayacaklardır, veya önemli bir değişiklik yapacaklardır; böylelikle danışmanlık ilişkisinin etkileri çok çabuk görülmeye başlar. Ancak etkin ve kalıcı değişiklikler için en az üç aylık bir süreç gerekir. Bir çok danışmanlık ilişkisi değişen hedef ve odaklarla yıllarca sürer.

8. Yaşam Koçluğunun psikolojik terapiden farkı nedir?
Bir psikolog, teşhis edilebilir psikolojik durumlarla çalışmak üzere eğitilmiştir ve lisansa sahiptir.
Bir yaşam koçu ise, psikolojik konular hakkında bilgi sahibi olsa bile, daha çok müşterinin kimliğinin ve hedeflerinin belirlenmesi ile bunları gerçekleştirecek stratejilerin yaratılması ve uygulanmasında devreye girer. Psikolojik sağaltım yapan psikologla kişisel gelişim işinde olan danışman, gerekirse ortaklaşa çalışabilirler.
Bir çok koçun müşteriyi ihtiyaç duyarsa yönlendirebileceği birkaç terapistle ilişkisi vardır.

9. Yaşam Koçluğuyla yönetim danışmanlığı arasında ne fark var?
Ana fark, çoğu yönetim danışmanının bilişim, sistem ve iş analizi konusunda uzman olmasıdır. İyi eğitim almış bir yaşam koçu ise insanlar ve yaşam/başarı dinamikleri konusunda uzmandır. Yönetim danışmanları bir durumu analiz etmek, tavsiyelerde bulunmak, bir sistemi uygulamak ve/veya bir problemi çözmek için çağırılırlar. Bir yaşam koçu ise kişisel ve iş hedeflerine ulaşmak ve/veya bire bir destek ve tavsiyede bulunmak üzere çağrılır.

4 Mart 2013 Pazartesi

                               
                                      Baltayı Bilemek...

      Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne de öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.
İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar.
Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmis. Birinci adam öfkelenmiş: 
"Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?"
İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş:
"Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir."
Kendimizi gelistirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. 
Delhi'deki ünlü tapınakta Sokrat'ın şu sözü yer alır: "İnsan Kendini Tanı." 
Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasil gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız...Kaynak: http://www.turkceciler.com

                                         Kartalın Yeniden Doğuşu... 


          Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler.Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.    

       Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.Ancak geçmişin gereksiz safhasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.      

      "Geride kalanları unutmak ve önümüzde bizi bekleyenlere ulaşmak için hedefinize doğru ilerleyin”


Kaynak: http://www.saitcamlica.com/

3 Mart 2013 Pazar

İster EvLi oLun İster Bekar Bu Yazıyı MutLaka Okuyun !

(SICACIK BİR ÖYKÜ UZUN OLDUĞUNA BAKMAYIN :)
Bülent avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu.

"Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı birde sinirlenmişti.

Alaycı bir ses tonuyla:Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.

-Hayır çikolata parası lazım!

Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. `Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor` diye düşündü.

- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?

- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz onu da bulamadıysak aç yatarız.

Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

-Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?

-Fakirin canı mı olur ki tatlı istesin beyim.

- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?

- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü ona çikolata götürmek istiyorum.

-doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.

-O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.

Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı.

Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek hiçbir şey onu rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı.

"Acabasöyledikleri gerçek mi yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

-Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?

Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.

- Ben dilenci değilim. Işim yok. Günlük çalışırım ne iş bulursam yaparım.Fakat bu gün bütün gün iş aradım aksilik bu ya hiçbir iş bulamadım.

Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.

-Oturun biraz dertleşelim bari dedi. Adam çekingen çekingen oturdu yanına.

-Yokmu eşin dostun borç alacak akraban?

-Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.

-Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

-Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.

-Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.

-Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.

-Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.

-Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.

- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz.Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz arabamız işimiz gücümüz her şeyimiz var ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok ama mutlusun.Para mı acaba bizi mutsuz eden?

-Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.Sevgilim eşim arkadaşım hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev araba iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.

-Öyle deme şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor.Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?

-Altın tasın kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu hergün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.

-Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu ?

-Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.

-Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?

-Küçük kızı severek.

-Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?

-Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever ne kadar çok mutu edersen o kadını da o kadar mutlu edersin.

-Nasıl yani ?

-Küçük kız neleri sever nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar.Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. Iltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?

-Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur.

-Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

-Işte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda ****en doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.

-Hiç kavga etmezmisiniz siz?

-Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.

-Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.

-Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi ilgi istemeye utanırlar. En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma.Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar.Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar.Çok narindir onlar.Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.

-Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.

-Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan mutsuz sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.

-Haklısın da bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.

-Yine para yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi.Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur.

Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.

Adam ayağa kalktı.

-Bana müsaade artık gitmeliyim karım merak eder. Sende git evine küçük kızın gönlünü al belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.

Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.

-Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.

Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.

-Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım dedi.

Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu.

Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküpyıkadı. sonra eşinin önüne koydu.

-Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri dedi.Inci hiç konuşmadı.

-Sorsana "niye" diye..

Inci kızgın kızgın: -Niye? Diye sordu.

-Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. Inci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.

-Bunlar senin sevdiğin meyveler senin için aldım.

-Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"

-Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım meyve alarak gönlümü alamazsın.

-Özür dilerim seni kırdığım için.

Sonra Bülent yere diz çöktü.

-Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.Bülent yere çömelmiş boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

Inci kıkır kıkır gülmeye başladı.

-Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin dedi.

Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü.Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.

2 Mart 2013 Cumartesi

GENÇLER!! Dinleyin beni. İşiniz yoksa, meslek ariyorsaniz, calismak istiyorsaniz tam sizin icin bu önerimiz. Alin okuyun uygulayin.Kolay vazgecmeyin. İnternetten arastırın bu işten çok kazanabilirsiniz.Benden söylemesi...
Kendini daha iyi tanıyor ve farklı düşünmeyi öğreniyorsun... Hayattaki amaçlarınla ilgili netleşiyor, kendi kendine koyduğun engelleri fark edip onları bırakıyorsun. Farkındalığını arttırarak, potansiyelini açığa çıkarıyorsun... Bunların hepsi yepyeni bir hayat demek...
   

                       PARA KAZANMAK İÇİN YEPYENİ FIRSATLAR!!

             Günümüzde iş bulmak ve para kazanmanın zor olduğunu sanırım söylememe gerek yok. Gün içerisinde birçok insan internet başında yapabileceği işler arıyor.Teknolojinin çok geliştiği günümüzde artık alışılmışın çok dışında meslekler mevcut.İnternet üzerinden yapılacak çok sayıda iş olabileceği gibi(Anket Doldurma, satış ortaklığı,makale yazma...) ilerde popülaritesi daha da artacak iş sahaları da vardır.Bunlardan en çok hoşuma giden ve güvenimi kazanan meslek kolu yaşam koçluğudur.
             Ben nasıl yaparım demeyin tavsiye ettiğim kitapda sizler için her türlü eğitim verilmektedir. Hiç bir iş emek vermeden yapılmaz önceleri zorlanılsa bile kılavuz eşliğinde adım adım başarı gelecektir.
              
          Kısa süreli indirimlidir. Verdiğiniz paranın mislinin mislini kısa sürede kazanırsınız.

bu sayfadan satın alabilirsiniz....
YAŞAM KOÇU
NEDİR?
Geleceğin en popüler mesleğine adım atın aklınızı kullanın  rehberinizi bizim vasıtamızla indirimli alabilirsiniz.

YAŞAM KOÇU
YÜKSELEN DEĞER: KOÇLUK!

Kaynak: Tempo dergisi

    YAŞAM KOÇU

            Geçmişi 15 yıl olan `coaching mesleği, iş hayatında giderek önem kazanıyor. İş dünyasının koçları yöneticilere taktik veriyor, yönlendiriyor, motive ediyor. Verimliliği, diğer insanları etkileme, onlarla daha etkili çalışma kapasitesini artırıyor. Kişinin potansiyelini açığa çıkararak performansını artırmasına destek oluyor. Lloyd Denton, Hande Yaşargil İngilizcede `mentoring, coaching, çalışan insanlara yol göstermek, danışmanlık ve terapi arasında odaklanan bir iş. Mentor Executive Coaching in kurucusu Hande Yaşargil in de Türkiye'deki tek koçluk şirketi olan Mentor u isim olarak seçişi tesadüf değil! Hande Yaşargil ve Amerikalı ortağı Lloyd Denton, ``İş hayatında hazır reçetelerin, sihirli formüllerin, çok kısa sürede etkisini gösteren dâhiyane çözümlerin olmadığı artık biliniyor. Kendinizde, ekibinizde, işinizde bir değişim ve gelişim istiyorsanız, bunun için mutlaka zaman ve bireysel emek harcamanız gerekiyor. Koçluk, birebir çalışma yöntemiyle bu değişimin planlı, derin ve kalıcı olarak gerçekleşmesini sağlayan dünyadaki en etkili yöntemlerden diyerek başlıyorlar konuşmaya... Executive coaching nedir? Hande Yaşargil: Sporculuktaki koçlukta taktik verme, yönlendirme, motive etme vardır; biz bunu iş dünyasında yapıyoruz. Birebir yönetim danışmanlığı diye çevirmek de mümkün. Bu konudaki eğitiminiz ne? H.Y: İÜ Psikoloji mezunu bir psikoloğum. Bunun üzerine İnsan Kaynakları Yönetimi nde yüksek lisanslıyım. Sekiz yıl insan kaynakları konusunda aktif bir şekilde çalıştım. En son DBR İnsan Kaynakları Direktörü ve İcra Kurulu Üyesi ydim. Çalışırken de Amerika da bir enstitüde kısa terapilerin iş hayatında kullanılmasıyla ilgili bir sertifikasyon programına katıldım. ``Bu işi en iyi nasıl yapabilirim diye düşündüğümde, iki alanı birleştirmeye karar verdim. Koçluk yaparken terapi de yapmış mı oluyorsunuz? H.Y: Aslında koçluk yapmak, terapi yetkinliklerinin küçücük bir parçası. Bu, bütün terapistler koçluk yapabilir anlamına gelmiyor. Çünkü iş alanında koçluk yapacaksan iş hayatını bilmen gerekir. Yani diğer koçlardan farkınız var... H.Y: Evet. Çünkü insanları sadece genel müdür şapkasıyla görmek zorunda değilim. O şirkete neler katabileceğini görmek için geçmişine bakabilirim. Bunu takip edebilecek yetkinliğim var. Yöneticilere koçluk yapmanın faydası ne? H.Y: Yönetici seviyesindeki insanların aldıkları her bir kararın şirkete çok büyük bir maliyeti, riski ve etkileme süresi var. Bir yöneticinin aldığı kararın o şirketi etkileme süresi, 3-5 yıl arasında; o yönetici ertesi gün işten ayrılsa bile! O nedenle maddi ve stratejik zararı azaltmak için yardım almaları iyi olur. Yönetici olabilmek için aldıkları eğitimler yadsınamaz; ancak alışkanlıkları da var. Bilgilerini ne kadar hayata geçirebiliyorlar? Karar alırken bilgilerini taze tutmalarını sağlıyoruz. En önemlisi, liderlik özelliklerini daha fazla kullanmalarına katkıda bulunuyoruz. Lloyd Denton: Şirketler, çok büyük paraları yöneten yöneticilerle çalışıyorlar. Dolayısıyla koçlarla çalışmaları, oldukça fazla para tasarruf etmelerine sebep olabilir! Biz, insanlara ne düşünmeleri gerektiğini değil, bizimle birlikte düşünmelerini söylüyoruz. Amerika da neden çok fazla koç var? L.D: İş hayatındaki rekabet arttıkça insanlar, hem psikolojik hem de iş hayatında destek alabilecek uzmanlara ihtiyaç duydular. Böylece koçluk doğdu. Ancak İngiliz bir psikiyatr, bu işin Amerika da hızla popüler hale gelmesinin tehlikesi hakkında Harvard Business Review da makale yazdı. Çünkü psikiyatri eğitimi olmayanlar da bu işi yapabiliyor. Herkesin karanlık noktaları vardır ve bu, bir psikolojik hastalıktan kaynaklanıyor olabilir. Bu noktada bir koça değil, terapiste gitmelisiniz. Siz, Türkiye de bilinen ilk koçluk şirketisiniz. Koçluk için geleceğin mesleği denebilir mi? H.Y: Harvard Business Review a göre, Amerika da şu an 10 bin koç var; 5 yıl içinde bu rakamın 50 bine çıkması bekleniyor. Yani talep çok fazla. Geleceğin mesleği denebilir. Ama bence Türkiye de sınırlı sayıda yapılacaktır. Terapi, danışmanlık daha yeni kavramlar; koçluğun pazarı yavaş yavaş oluşacaktır. Herkesin kalitesi ve başarısını zaman gösterecektir. Suiistimale çok açık bir konu. Kimler koçluk yapabilir? H.Y: Etiğe saygılı olmak, danışanı kollamak, iş ahlakını en yüksek seviyede tutmak gerekli. Üst düzey yöneticilikle ilgili bilgisi ve iş tecrübesi olmalı. Psikolojiyle ilgili olarak `popüler bilgiden daha fazlasına sahip olmalı. Sadece iş tecrübesi ya da psikoloji bilgisi yetmez. Biz, disiplinlerarası çalışıyoruz. Böylece her iki alanı da birleştirebiliyoruz. Kimlere koçluk almalarını öneriyorsunuz? H.Y: Üst düzey yöneticilere sürekli kendilerini geliştirme aracı olarak; yönetimde yeni görev alan birine hata yapmaması ve danışması için; şirket içinden birine daha üst düzey bir görev verileceğinde; performans azalmasında ve şirketlere lider yetiştirmede koçluk almalarını tavsiye ederim. Ne kadar zamanda, ne vaat ediyorsunuz? H.Y: Minimum 4 ay, 16 seanslık kontrat yapıyoruz. Genelde haftada 1 gün, 1-2 saat buluşuyoruz. Biz, destek olmayı vaat ediyoruz. Kıvanç Ersöz (E&E Danışmanlık) Önümüzdeki yıllarda popüler olacağı kesin! Koçluk nedir sizce? Bireysel gelişim programıdır. Aslında firmamız, kariyer danışmanlığı yapıyor. Koçluk da o şemsiyenin altında. İlgi ve bilgi sahamıza giriyor. Potansiyel insanların gelişimlerini hızlandırmak için kullanılan birebir destek programı. Onun başarısı için destek vermektir. 360 derecelik aynalı bir odadayız aslında. Birtakım testlerle kişinin kendini değerlendirmesini sağlıyoruz. Nasıl koç olunur? Temsilcisi olduğumuz şirket DBM, dünyanın en büyük kariyer danışmanlığı şirketlerinden. Beni, 5-6 ay önce Amerika da ve İngiltere de eğitime gönderdiler. Kişinin kendini tanıması ve yönlendirmesiyle ilgili eğitimim ise 5 yıllık. Ancak koçluğun seviyeleri var. Ben şu an, talep olan, orta ve üst düzey yöneticiler için koçluk yapıyorum. Koçun görevi nedir? Bir fabrika mühendisine fabrika müdürlüğü verilecektir. Ama bilmediği bir daldır. Bunun için fabrika müdürlüğü yapmış bir koç bulunur. Yani dünyada işleyiş böyle. Üst seviyeye atanan insanın yanına, bu işi yapmış bir danışman buluyorsunuz. Böylece kişinin gelişimi hızlanıyor; co-pilot gibi. Bir de davranışsal olgunluk var. Genç orta kademe yöneticilerde potansiyel görülüyor, ama insan ilişkilerinde, ikna becerilerinde, liderlik özelliklerini kullanmada sorun olabiliyor. 3-6 ay içinde koçları sayesinde davranışsal olarak olgunlaşıyorlar. Çok iyi bir elemansın, ama karizman eksik? Bu nerede satılır ki? Hiçbir yerde! Ama koçu ona görevler verip kontrol ederek bunu başarabilir. Sonuçta ne oluyor? Hayata ve olaylara bakış açınız değişiyor. Daha olgunlaşıyor, insanlara ve olaylara daha pozitif bakıyorsunuz. Verimlilik, diğer insanları etkileme, onlarla daha etkili çalışma kapasiteniz artıyor. Bunlar da kişinin liderlik vasfını geliştirmiş oluyor. Kimlere koçluk yapıyorsunuz? Orta ve üst düzey yöneticilerle, direktör altı kişilerle verimli direktör olmaları için çalıştım. Sizce bu, geleceğin işi mi? Dünyadaki geçmişi 10 yılı aştı. Ama geleceğin işi olduğundan çok emin değilim. Doktorluk gibi bir şey; yanlış kişiler tarafından yapılırsa zarar verebilir. Yeterli eğitim ve tecrübe şart. Ama önümüzdeki yıllarda popüler olacağı kesin. Çünkü kriz sebebiyle piyasada çok sayıda işsiz üst düzey yönetici var. Onlar, `danışmanlık ve `koçluk yapacaklar. Aslında Türkiye için çok başarılı bir girişim olabilir. Çünkü pozitif bakış açısına sahip şirketler daha kârlı ve daha mutlu olur. MURAT TOKTAMIŞOĞLU NE DİYOR? Yaşam koçluğu kavramının içi boşaltılmasın Koçluk nedir sizce? Koçluk, kontrol etmek ve yönetmek değildir. Bir süreçtir. Bu süreçte koç, birey ve kurum için doğru olabilecek seçenekleri sunan, yanlış olduğunu düşündüğü konularda fikir belirten, fakat son kararı kişiye bırakan bir kolaylaştırıcı, ayna tutucudur. Kısaca koçluk, potansiyeli maksimize etmektir. Danışmanlıktan farkı nedir? Koç ve kişinin birebir çalışması ve sadece ihtiyaç duyulan zamanlarda değil, uzun vadede sürekli olarak uygulanan bir program olmasıdır. Sizin yaptığınız yaşam koçluğunun farkı nedir? Dünyada son 5 yılın en hızlı büyüyen sektörü diyebileceğimiz `Life Coaching-Yaşam Koçluğu değişen yaşam tarzı içinde, hayatın zorunlu kıldığı ihtiyaçları karşılamaya çalışan bireylerin yaşamlarını kendi istek, yetenek ve ihtiyaçlarına odaklı hedefleri doğrultusunda en iyi şekilde yaşamalarına yönelik ışık tutmayı hedefleyen bir uzmanlık dalı. Bir anlamda, kişinin iş ve özel hayatı arasındaki dengenin korunarak yaşamın daha mutlu, coşkulu, inançlı ve heyecanlı sürdürülmesi için kariyer planıdır. Yaşam koçluğu nasıl yapılıyor? Doğru cevaplardan önce doğru sorular sorularak. Ama cevapları koç değil, kişi bulur. Geçmişten bugüne nasıl gelindiğinden daha çok, gelecekte kişinin nerede olmak istediğiyle ilgilenilir. Koçlukta, terapistlerin günlük hayatın getirdiği problemler ve stres yaşayan insanların üzerinde uyguladıkları çözüm odaklı teknikler benzeri yaklaşımlar kullanılabiliyor. Ancak yaşam danışmanlığı, insanların içini dökeceği, ağlama duvarı ya da psikolojik sorunlar için çözüm değildir. Yaşam koçluğunun ne gibi ilkeleri var? Etik ve gizlilik ilkelerine bağlılık şart. Danışan-danışman ilişkisi, karşılıklı güvene dayalı bir anlaşmadır. Kimler yaşam koçu olabilir? Amerika da bu konuda sertifika programları veren pek çok kuruluş var. Katılımcılarla ilgili bir sınırlama getirilmiyor; ama doktorlar, avukatlar, kariyer yöneticileri, psikolog ve rehberlik uzmanları gibi konusunda uzman kişiler eğitimlere katılıyor. Siz nasıl bir eğitim aldınız? Ben, tıp doktoruyum. Aldığım pratik ve teorik eğitimlerde psikoloji, fizyoloji, anatomi, psikiyatri, nöropsikoloji de yer alıyor. 1992'de doktorluğa paralel başlayan eğitimci ve danışmanlık kimliğim içinde de birlikte çalıştığım yönetici ve çalışanlara yönelik düzenlediğim eğitim ve danışmanlık içerikleri, gözlem ve tecrübeler; iş hayatındaki yönetici ve çalışan kimliğimle edindiğim 12 yıllık iş hayatı deneyimlerimin önemli katkısı oldu. Ayrıca yurt içi ve dışında katıldığım iletişim, yönetim, liderlik, NLP, takım çalışması ve işletme programlarında da teorik bilgimi geliştirdim. Bir koç için en önemlisi, yaşam ve iş tecrübesinin olmasıdır. Benim yönetim ve iletişim danışmanı ve eğitimci kimliğim, 50'nin üzerinde kurum ve binlerce kişiyle yürüttüğüm eğitimlerin, burada paylaştığım sorunların çözüm üretmemde önemli katkısı olmuştur. Konu insan olunca bir koçta doğruluk, dürüstlük, açık ifade yeteneği, empati ve kendine güven aranan başlıca özelliklerdir. Hızla yayılan bu kavram için düşünceniz ne? Kavramın yayılması önemli, ama içinin boşaltılmaması, doğru kişilerin seçilmesi gerekiyor. Yaşam koçluğunun gelecekte Türkiye de çok önemli bir yerinin olacağını düşünüyorum. Amerika'da 1990lı yılların ikinci yarısından itibaren yaygın olarak uygulanan `yaşam koçluğu 2000 li yılların, geleceğin kuşağının yaşam stilinde önemli yer bulacaktır. Bu kavram, İngiltere de de hızla yayılıyor. Bill Clinton, Andre Agassi gibi birçok ünlü, yaşam koçlarından destek alıyor. YAŞAM KOÇU

1 Mart 2013 Cuma

 Saatte 200 ila 1000 TL kazandırıyor

Saatte 200-bin TL gelir kazanma fırsatı sunanyaşam koçları
için Anadolu'dan da talep var



 Doktordan bankacıya insan kaynakları uzmanından finansçıya kadar işinden sıkılan beyaz yakalılar kariyerlerine yaşam koçu
olarak devam ediyor. Ev kadınları bile yaşam koçu
'yla çalışmak istiyor. Saatte 200-bin TL gelir kazanma fırsatı sunan yaşam koçları
için Anadolu'dan da talep var Profesyonel hayatın koşturmacısından bunalan beyaz yakalı, çareyi 'koç'lukta buldu. Kısa süreli bir eğitimle ile yaşam koçu
olanlar, saatte 200-bin TL para kazanıyor. 'Danışanlar'ına doğru sorular sorarak, başarıya giden yolda onlara yardımcı olan yaşam koçlarına talep hızla artarken, doktordan bankacıya insan kaynakları uzmanından finansçıya kadar işinden sıkılan beyaz yakalılar da kariyerlerine 'koç' olarak devam ediyor. TEM Yönetim Geliştirme kurucularından Dr. Tayfun Çalkavur, 'İş hayatı bir süre sonra rutinleşiyor, kişilerde de arayışlar ortaya çıkıyor. Koçlukla tanışan kişilerin de öncelikle kendilerinde uygulama yapması ve uygulamanın başarısını deneyimlemesi ile meslek olarak benimsenmesi birbirini izleyen süreçler' diyor. KOÇ SAYISI HIZLA ARTIYOR Çalkavur, sözlerini şöyle sürdürüyor: 'ICF (International Coaching Federation) Türkiye'nin verilerine göre koç sayısı Haziran 2011 itibarıyla 175. Farklı sektörlerden pek çok kişi koçluk sertifikası alıp koçluk yapabiliyor. Metropollerden olduğu gibi Anadolu'dan da oldukça fazla talep oluyor.' 125 SAATLİK EĞİTİM YETERLİ Koç olmak isteyenlerin öncelikle ICF onaylı bir koçluk okulunda minimum 125 saat koçluk eğitimi alması gerektiğini belirten Çalkavur, 'Akreditasyon süreci ancak daha sonra başlıyor ve akredite olabilmek için 100 saat koçluk hizmeti vermiş olmak gerekiyor. ICF onaylı koçluk eğitimlerinin ücreti uygulama ve sürelerine göre değişkenlik göstermekte. Minimum 2.500-3.500 TL arasında değişiyor' diyor. EV KADINLARI BİLE 'KOÇ' İSTİYOR Bireysel olarak koçluk hizmeti alan kişilerin genellikle koçluk hizmetini daha önce duymuş, gelişime açık ve konuyla ilgili kişiler olduğunu belirten Çalkavur, şöyle devam etti: 'Özellikle kadınlar çok ilgili. Örneğin bir şeyler üretme potansiyeline sahip olup aktif çalışma hayatında yer almayan, ev kadınlarından veya hayatının bir döneminde dönüşüm yaşama ihtiyacı hissedenlerden çok talep geliyor. Kurumsal anlamda ise bir sektör ayrımı olmaksızın üst, orta düzey yönetici veya yönetici adaylarına koçluk hizmeti verilmesi tercih ediliyor. Kurumlarda yönetici koçluğu daha yaygın olarak kullanılıyor ve önemseniyor.' İşim rutine bindi, 'Koç' oldum Eğitimi ekonomi üzerine olan ve insan kaynakları sektöründe çalışan Ebru Tabakoğlu, 'Mesleğim insanlarla ilgili ama bir aşamadan sonra rutine girmişti. Daha farklı neler yapabilirim noktasında profesyonel hayatıma koçluk yaparak devam etme kararı verdim' diyor. Koçluk için ağırlıklı uygulama içeren 4 modüllük bir eğitim gördüğünü belirten Tabakoğlu, bu işi yapmak isteyenlere konusuna hakim, iyi bir koçtan eğitim almalarını öneriyor. Doğru sorular başarıya taşıyor 'Koçluk, bir kişinin hayattaki amaç ve hedeflerini netleştirmek ve bu hedeflere en kısa sürede ulaşması için bir hareket planı geliştirmesine yardımcı olmaktır' diyen TEM Yönetim Geliştirme kurucularından Dr. Tayfun Çalkavur, şu bilgileri verdi: 'Koç, danışan kişiye soracağı doğru sorularla kişinin kendi cevaplarına ulaşmasına destek olur. Doğru sorular kişi ve duruma göre değişeceğinden iyi dinlemeli ve detayları tarafsızca duyabilmelidir. Hepimiz hayatın akışı içerisinde büyük resmi görmekte zorlanabiliyoruz. Bu noktada danışan kişi durur ve kendisini sorgulamaya başlar. DANIŞAN KARAR VERİYOR İşte koçluğun temel faydası kişiye hayattaki konumunu, isteklerini ve hedeflerini gözden geçirmesi için olanak sağlaması ve hedefleri doğrultusunda somut adımlar atmasına yardımcı olmasıdır. Her koçluk seansı sonrası danışan hedefleri doğrultusunda harekete geçer. Danışan hedeflerini gözden geçirirken herhangi birinin görüşleri değil, kendi isteklerini temel alır. Bu da koçluğun mentörlukten en temel farkıdır.' Ayln Löle/Akşam olarak devam ediyor. Ev kadınları bile 'yaşam koçu'yla çalışmak istiyor. Saatte 200-bin TL gelir kazanma fırsatı sunan yaşam koçları
için Anadolu'dan da talep var
Profesyonel hayatın koşturmacısından bunalan beyaz yakalı, çareyi 'koç'lukta buldu. Kısa süreli bir eğitimle ile yaşam koçu
olanlar, saatte 200-bin TL para kazanıyor. 'Danışanlar'ına doğru sorular sorarak, başarıya giden yolda onlara yardımcı olan yaşam koçlarına talep hızla artarken, doktordan bankacıya insan kaynakları uzmanından finansçıya kadar işinden sıkılan beyaz yakalılar da kariyerlerine 'koç' olarak devam ediyor. TEM Yönetim Geliştirme kurucularından Dr. Tayfun Çalkavur, 'İş hayatı bir süre sonra rutinleşiyor, kişilerde de arayışlar ortaya çıkıyor. Koçlukla tanışan kişilerin de öncelikle kendilerinde uygulama yapması ve uygulamanın başarısını deneyimlemesi ile meslek olarak benimsenmesi birbirini izleyen süreçler' diyor.
 KOÇ SAYISI HIZLA ARTIYOR
 Çalkavur, sözlerini şöyle sürdürüyor: 'ICF (International Coaching Federation) Türkiye'nin verilerine göre koç sayısı Haziran 2011 itibarıyla 175. Farklı sektörlerden pek çok kişi koçluk sertifikası alıp koçluk yapabiliyor. Metropollerden olduğu gibi Anadolu'dan da oldukça fazla talep oluyor.'
 125 SAATLİK EĞİTİM YETERLİ
 Koç olmak isteyenlerin öncelikle ICF onaylı bir koçluk okulunda minimum 125 saat koçluk eğitimi alması gerektiğini belirten Çalkavur, 'Akreditasyon süreci ancak daha sonra başlıyor ve akredite olabilmek için 100 saat koçluk hizmeti vermiş olmak gerekiyor. ICF onaylı koçluk eğitimlerinin ücreti uygulama ve sürelerine göre değişkenlik göstermekte. Minimum 2.500-3.500 TL arasında değişiyor' diyor.
 EV KADINLARI BİLE 'KOÇ' İSTİYOR
 Bireysel olarak koçluk hizmeti alan kişilerin genellikle koçluk hizmetini daha önce duymuş, gelişime açık ve konuyla ilgili kişiler olduğunu belirten Çalkavur, şöyle devam etti: 'Özellikle kadınlar çok ilgili. Örneğin bir şeyler üretme potansiyeline sahip olup aktif çalışma hayatında yer almayan, ev kadınlarından veya hayatının bir döneminde dönüşüm yaşama ihtiyacı hissedenlerden çok talep geliyor. Kurumsal anlamda ise bir sektör ayrımı olmaksızın üst, orta düzey yönetici veya yönetici adaylarına koçluk hizmeti verilmesi tercih ediliyor. Kurumlarda yönetici koçluğu daha yaygın olarak kullanılıyor ve önemseniyor.'
 İşim rutine bindi, 'Koç' oldum
 Eğitimi ekonomi üzerine olan ve insan kaynakları sektöründe çalışan Ebru Tabakoğlu, 'Mesleğim insanlarla ilgili ama bir aşamadan sonra rutine girmişti. Daha farklı neler yapabilirim noktasında profesyonel hayatıma koçluk yaparak devam etme kararı verdim' diyor. Koçluk için ağırlıklı uygulama içeren 4 modüllük bir eğitim gördüğünü belirten Tabakoğlu, bu işi yapmak isteyenlere konusuna hakim, iyi bir koçtan eğitim almalarını öneriyor.
 Doğru sorular başarıya taşıyor
 'Koçluk, bir kişinin hayattaki amaç ve hedeflerini netleştirmek ve bu hedeflere en kısa sürede ulaşması için bir hareket planı geliştirmesine yardımcı olmaktır' diyen TEM Yönetim Geliştirme kurucularından Dr. Tayfun Çalkavur, şu bilgileri verdi: 'Koç, danışan kişiye soracağı doğru sorularla kişinin kendi cevaplarına ulaşmasına destek olur. Doğru sorular kişi ve duruma göre değişeceğinden iyi dinlemeli ve detayları tarafsızca duyabilmelidir. Hepimiz hayatın akışı içerisinde büyük resmi görmekte zorlanabiliyoruz. Bu noktada danışan kişi durur ve kendisini sorgulamaya başlar.
DANIŞAN KARAR VERİYOR
 İşte koçluğun temel faydası kişiye hayattaki konumunu, isteklerini ve hedeflerini gözden geçirmesi için olanak sağlaması ve hedefleri doğrultusunda somut adımlar atmasına yardımcı olmasıdır. Her koçluk seansı sonrası danışan hedefleri doğrultusunda harekete geçer. Danışan hedeflerini gözden geçirirken herhangi birinin görüşleri değil, kendi isteklerini temel alır. Bu da koçluğun mentörlukten en temel farkıdır.'
Ayln Löle/Akşam


BU KİTAP OKUNMALI VE OKUTULMALIDIR

Rüya Meslekler: Yaşam Koçu Olmak!

TANITIM FİYATIDIR:
 almak için  aşağıdaki linki kullanın:

YAŞAM KOÇU